izleyicilerin jerry seinfeld'e tutkuyla(?!) bağlı olmalarından olsa gerek; adamın her ağzını açışında bok varmış gibi yersiz alkışlarıyla bok edilmiş gösteri.
tamam komik falan da arkadaşım bok mu var ne alkışlıyorsun? hadi nerde alkışlayacağını biliyorsun da son kez gösteri yapıyor diye kendisini alkışa boğmak istiyorsan aslında tam tersini yapıyor, gösterinin ebesiyle cinsel münasebet kuruyorsun; yok nerde alkışlanacağını bilmeyen biriysen öğrenebilirsin, ne de olsa bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp.
4 Ağustos 2006
the negotiator (1998)
--- `spoiler` ---
samuel l jackson abimiz işini süper yapan müthiş bir arabulucudur, hatta o kadar süperdir ki televizyonlara çıkar, herkesin sevgilisi, kahramanı olur. hatta kendine bir manita yapıp onla evlenir ama her holivud filminde olduğu gibi bu kadar mutluluk fazladır. bundan dolayı bu süper-ötesi-manyak arabulucu samuel'in kankası ve ortağı kötü polisler tarafından öldürülür ve suç üzerine yıkılarak "biz ne güzel takılıyorduk niye ortalığı karıştırıyorsunuz" diye samuel'in hayatı zikilmeye çalışılır.
daha "noluyor lan" diyemeden kendisini çıkmazda bulan samuel, "ulan madem süper bir arabulucuyum o zaman bu özelliğimi kullanarak suçsuzluğumu ispat edeyim" der ve gider içişlerinden kendisini suçladığı kişiyi ve birkaç kişiyi daha rehin alarak herşeyi süperce çözebileceğini düşünür. ve bu arada arkadaşları sandığı ama bir yılan misali kötü olan kişilere güvenemeyeceği için konuşmak için bir yabancıyı yani kevin spacey'i çağırır.
arada birsürü olay olur, kötü polisler samuel'i gebertip akşam haberlerine yetişmek için olmadık şeyler denerler falan derken `fbi` duruma el koyar ve samuel'e saldırır. fakat süper ultra kahramanımız spacey ile bir olup suçsuzluğunu ispat etmek adına havalandırmadan kaçar. daha sonra kötü adamlar bulunur ve samuel'e bi bok olmaz. evet adam ortalığı birbirine katar, adamları rehin alır ama sanki kötü bir rüyaymışçasına herşey biter ve samuel hiçbir suçlama ile karşılaşmadan hastaneye kaldırılır, hatta polisler "hey bir polisimiz yaralı ambulans gönderin lan" tarzı bir anons yapar.
filmde özellikle samuel'in kırılan camdan dışarı çıkıp "bakın işte polisler ne kötü öldürmeye çalışıyorlar beni halbuki şikago polisi için böyle durumlarda insan hayatı birinci dereceden önemlidir, bakın ne ibneler, hadi vursanıza beni" serzenişi görmeye değerdir. hatta kötü polisler "vuralım onu bak pencerede" diye bağırırlarken spacey'in "ulusal televizyonda adamı öldürecek misiniz yuh oha hayvan herifler" tepkisi süperdir. bir de yeni yetme arabulucuya samuel'in "hiçbir zaman rehineciye hayır denmez dümbük herif" şeklinde ders verişi de kaydadeğer güzel bir ayrıntıdır.
--- `spoiler` ---
samuel l jackson abimiz işini süper yapan müthiş bir arabulucudur, hatta o kadar süperdir ki televizyonlara çıkar, herkesin sevgilisi, kahramanı olur. hatta kendine bir manita yapıp onla evlenir ama her holivud filminde olduğu gibi bu kadar mutluluk fazladır. bundan dolayı bu süper-ötesi-manyak arabulucu samuel'in kankası ve ortağı kötü polisler tarafından öldürülür ve suç üzerine yıkılarak "biz ne güzel takılıyorduk niye ortalığı karıştırıyorsunuz" diye samuel'in hayatı zikilmeye çalışılır.
daha "noluyor lan" diyemeden kendisini çıkmazda bulan samuel, "ulan madem süper bir arabulucuyum o zaman bu özelliğimi kullanarak suçsuzluğumu ispat edeyim" der ve gider içişlerinden kendisini suçladığı kişiyi ve birkaç kişiyi daha rehin alarak herşeyi süperce çözebileceğini düşünür. ve bu arada arkadaşları sandığı ama bir yılan misali kötü olan kişilere güvenemeyeceği için konuşmak için bir yabancıyı yani kevin spacey'i çağırır.
arada birsürü olay olur, kötü polisler samuel'i gebertip akşam haberlerine yetişmek için olmadık şeyler denerler falan derken `fbi` duruma el koyar ve samuel'e saldırır. fakat süper ultra kahramanımız spacey ile bir olup suçsuzluğunu ispat etmek adına havalandırmadan kaçar. daha sonra kötü adamlar bulunur ve samuel'e bi bok olmaz. evet adam ortalığı birbirine katar, adamları rehin alır ama sanki kötü bir rüyaymışçasına herşey biter ve samuel hiçbir suçlama ile karşılaşmadan hastaneye kaldırılır, hatta polisler "hey bir polisimiz yaralı ambulans gönderin lan" tarzı bir anons yapar.
filmde özellikle samuel'in kırılan camdan dışarı çıkıp "bakın işte polisler ne kötü öldürmeye çalışıyorlar beni halbuki şikago polisi için böyle durumlarda insan hayatı birinci dereceden önemlidir, bakın ne ibneler, hadi vursanıza beni" serzenişi görmeye değerdir. hatta kötü polisler "vuralım onu bak pencerede" diye bağırırlarken spacey'in "ulusal televizyonda adamı öldürecek misiniz yuh oha hayvan herifler" tepkisi süperdir. bir de yeni yetme arabulucuya samuel'in "hiçbir zaman rehineciye hayır denmez dümbük herif" şeklinde ders verişi de kaydadeğer güzel bir ayrıntıdır.
--- `spoiler` ---
27 Temmuz 2006
14 Temmuz 2006
ıhlamur kasrı hakkında
öğrenci için giriş 1ytl, sadece bahçesine giriş 1ytl, fotoğraf çekme izni (flaşsız) 6ytl vb. ücretlendirmelere sahip bol trafiğin ortasında yeşillik bir alan üzerine kurulu iki adet tarihi binadan oluşan sarayımsı yer. kışın çay kahve içmek için kullanılan bina hariç müze olarak sergilenen kısmı merasim kasrı. bir giriş ve iki odadan oluşuyor. abdülmecit burayı av konağı diye yaptırmış, etraf hep ormanmış galiba o zamanlar (düşününce çok garip geliyor o beton yığınları hep ormanmış) daha sonra yurtdışından gelen konukları ağırlamak için kullanmışlar. binalar çok süslü, çok janjanlı; osmanlının niye yıkıldığını anlayabiliyorsunuz diyebiliriz.
park diyebileceğimiz bahçesinde envai çeşit ağaç var, bunların isimleri altlarında birer tabela ile belirtilmiş. arkalarda bir yerde açık havada insanların çay-kahve içtiği bir yer var. daha çok insanlar buraya geliyorlar sanırım müze gezmeden ziyade.
ortalarda bir yerlerde nikah merasimleri için kiralandığı iddia edilen ufak bir yer var, yalnız epey pahalıymış (7.5milyar diye duydum ben, yalan dolansa bilmem, sorumluluk kabul etmem, verilen bilgi geri alınmaz).
bence gezmeseniz de olur gibime geldi, ben büyük hevesle gittim belki de ondandır.
bir kaç resim ve ayrıntı için: http://www.tbmm.gov.tr/saraylar/ikasri1.htm incelenebilir.
park diyebileceğimiz bahçesinde envai çeşit ağaç var, bunların isimleri altlarında birer tabela ile belirtilmiş. arkalarda bir yerde açık havada insanların çay-kahve içtiği bir yer var. daha çok insanlar buraya geliyorlar sanırım müze gezmeden ziyade.
ortalarda bir yerlerde nikah merasimleri için kiralandığı iddia edilen ufak bir yer var, yalnız epey pahalıymış (7.5milyar diye duydum ben, yalan dolansa bilmem, sorumluluk kabul etmem, verilen bilgi geri alınmaz).
bence gezmeseniz de olur gibime geldi, ben büyük hevesle gittim belki de ondandır.
bir kaç resim ve ayrıntı için: http://www.tbmm.gov.tr/saraylar/ikasri1.htm incelenebilir.
maxthon'un super drag drop özelliği
maxthon'da mouse action özellikleri kısmından kullanıma açılabilecek maxthon'un son derece süper bir özelliği. herhangi seçili bir yazıyı veya linki sürükleyip bırakınca yeni bir tab'da o linkin açılmasını, link değilse varsayılan arama moturu ile o yazıyı aratmayı sağlıyor. özellikle linkleri başka sayfalarda açıp okuyanlar çok hızlı ve kullanışlı.mesela bu linki sürükleyip bırakınca "bu" link yeni bir tabda açılıyor.
10 Temmuz 2006
"the battle for middle earth" oyunu üzerine
iki campaign'i de bitirmiş biri olarak incelemek gerekirse:
-iyilerle oynamak manyak zevkli; zaten filmi ve kitabı oynuyor gibi olduğunuz için 1-0 önde başlıyorsunuz. iyilerin heroları ne kadar çok vasıfsız kötü karakter gelirse gelsin ölmüyorlar kolay kolay ve devamlı rank atlayıp daha da hayvan olup değişik özelliklere sahip oluyorlar. zaten sadece heroların büyüleri ile düşmanı epey zayıflatabiliyorsunuz.
-kötülerle oynamak en başlarda "oh ne güzel o yüzüğü frodonun götüne sokup sam adlı şişmanı da şiş yapıcam" diye hevesle başladığınız için çok değişik geliyor. yalnız çok orijinal bir şekilde işlenebilecekken bile bu konu geçiştirilmiş gibime geldi. iyilerle oynayan oynamaz zaten diye mi düşünmüşler pek anlayamadım. kötülerde hero yok sayılır. bi saruman dallaması bir de lurtz var. ikisi de savaş meydanında son derece etkisiz dallamalar.
-iyilerde "az ama öz adam", kötülerde ise "vasıfsız çok adam" atmosferi hakim. iyilerde rank atlaya atlaya hero gibi adam öldüren üniteler yetiştirilebilirken, rank 3 olamadan geberen çok fazla kötü ünitesi var. zaten kötülerde heal özelliği olmadığı için rank leri yüksek üniteler uzun süreli var olamıyorlar.
-her iki campaignde de power point alıp tüm özellikleri açmak için fazladan bir sürü birbirinin aynısı görev var, istemezseniz zaten win campaign bölümünü oynayabiliyorsunuz; (ben dayanamadım çok monotonlaşıyor oyun) bu seçme şansı güzel bir ayrıntı. (iyilerde black gate, kötülerde minas tirith)
-oyun bazen kendini çok tekrar ediyor, orta zorluk derecesinde zayıflıkları bulup oraya doğru saldırırsanız yardıma bile gelmiyor diğer üniteler. yapay zeka çok zeki değil yani.
-aragorn un oathbrakers çıkartması ve gandalf ın "etrafımdaki herkesi gebert" büyüsü çok şahane; bunları denemeden oynadım demeyin.
-tüm resimler ve sesler filmden birebir alındığı için atmosfer çok süfer.
-kötülerde bol bol catapult yapın.
-atlıları mızraklı uruk hai ler veya haradrim palace dan çıkan ikinci elemanlar (soldiers of rhun) son derece etkili bir şekilde gebertebilirsiniz. nazgullar ve mumakiller de baya etkili. yalnız mumakiller aşırı yavaş, yanan ok geldi mi de hemen ölüyorlar. mumakil in en süper özelliği trample; bunu yapınca deli gibi hedefe koşuyor önünde ne varsa eziyor, çok kalabalık düşman için birebir.
-kötülerde orclar beleş olduğundan iki üç tane orc pit ten devamlı orc basıp yollarsanız siz gelişirken karşınızdakini beleşe oyalamış olursunuz.
-genel olarak kötülerin üniteleri kısa mesafeli ve yavaş.
-her ne kadar sadece belli yerlere bina yapabilme özelliği değişik olsa da age of empires tarzı olsaydı sanki daha güzel olurdu.
-iyilerle oynamak manyak zevkli; zaten filmi ve kitabı oynuyor gibi olduğunuz için 1-0 önde başlıyorsunuz. iyilerin heroları ne kadar çok vasıfsız kötü karakter gelirse gelsin ölmüyorlar kolay kolay ve devamlı rank atlayıp daha da hayvan olup değişik özelliklere sahip oluyorlar. zaten sadece heroların büyüleri ile düşmanı epey zayıflatabiliyorsunuz.
-kötülerle oynamak en başlarda "oh ne güzel o yüzüğü frodonun götüne sokup sam adlı şişmanı da şiş yapıcam" diye hevesle başladığınız için çok değişik geliyor. yalnız çok orijinal bir şekilde işlenebilecekken bile bu konu geçiştirilmiş gibime geldi. iyilerle oynayan oynamaz zaten diye mi düşünmüşler pek anlayamadım. kötülerde hero yok sayılır. bi saruman dallaması bir de lurtz var. ikisi de savaş meydanında son derece etkisiz dallamalar.
-iyilerde "az ama öz adam", kötülerde ise "vasıfsız çok adam" atmosferi hakim. iyilerde rank atlaya atlaya hero gibi adam öldüren üniteler yetiştirilebilirken, rank 3 olamadan geberen çok fazla kötü ünitesi var. zaten kötülerde heal özelliği olmadığı için rank leri yüksek üniteler uzun süreli var olamıyorlar.
-her iki campaignde de power point alıp tüm özellikleri açmak için fazladan bir sürü birbirinin aynısı görev var, istemezseniz zaten win campaign bölümünü oynayabiliyorsunuz; (ben dayanamadım çok monotonlaşıyor oyun) bu seçme şansı güzel bir ayrıntı. (iyilerde black gate, kötülerde minas tirith)
-oyun bazen kendini çok tekrar ediyor, orta zorluk derecesinde zayıflıkları bulup oraya doğru saldırırsanız yardıma bile gelmiyor diğer üniteler. yapay zeka çok zeki değil yani.
-aragorn un oathbrakers çıkartması ve gandalf ın "etrafımdaki herkesi gebert" büyüsü çok şahane; bunları denemeden oynadım demeyin.
-tüm resimler ve sesler filmden birebir alındığı için atmosfer çok süfer.
-kötülerde bol bol catapult yapın.
-atlıları mızraklı uruk hai ler veya haradrim palace dan çıkan ikinci elemanlar (soldiers of rhun) son derece etkili bir şekilde gebertebilirsiniz. nazgullar ve mumakiller de baya etkili. yalnız mumakiller aşırı yavaş, yanan ok geldi mi de hemen ölüyorlar. mumakil in en süper özelliği trample; bunu yapınca deli gibi hedefe koşuyor önünde ne varsa eziyor, çok kalabalık düşman için birebir.
-kötülerde orclar beleş olduğundan iki üç tane orc pit ten devamlı orc basıp yollarsanız siz gelişirken karşınızdakini beleşe oyalamış olursunuz.
-genel olarak kötülerin üniteleri kısa mesafeli ve yavaş.
-her ne kadar sadece belli yerlere bina yapabilme özelliği değişik olsa da age of empires tarzı olsaydı sanki daha güzel olurdu.
7 Temmuz 2006
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)