27 Şubat 2006

uydu fotoğrafları ile bir kaç yer

boğaziçi üniversitesi güney kampüs

rumeli hisarı

istanbul teknik üniversitesi ayazağa kampüsü (maslak kampüsü olarak da bilinir)

iki şey

yahya kemal caddesi: istanbul'da rumeli hisarının üzerinde bulunduğu sahil caddesi. rumeli hisarına bir giriş bu cadde üzerindendir, ayrıca cadde üzerinde bir kaç kafe benzeri mekan vardır.


emirgan korusu: sahil yolundaki emirgan otobüs durağında inip tabelaları takip ederek yukarı doğru yürüyerek girebileceğiniz bir kapısı vardır. (not: araba ile giriş ücretli) hafta içi tenha, sessiz ve huzurludur. beşiktaş, taksim, mecidiyeköy gibi kaotik mekanlardan sonra sanki başka bir şehre veya adalara gelmiş gibi hissedebilirsiniz.

koru içerisinde bir kaç topluluk halinde köpekler de mevcut. ayrıca ağaçlarda ordan oraya koşuşturan sincaplar ve ağaçların dibindeki fındık kabukları istanbul gibi bir şehirde kolay kolay görülemeyecek hoş manzaralar.

23 Şubat 2006

sql server express edition'ı kaldırmak

sql server 2005 express edition'ın kurulmasında hata olduğunda kaldırmak için bakınız: bura

asp.net ile ilgili bir kaç faydalı link

asp.net 2.0 ve 1.1. öğretici videolar: video

asp.net ve veritabanı işlemleri için iki kaynak:
web data access, ado.net

ayrıca:
Scott Guthrie weblog

sql server express - enable remote connections

sql server express edition'a uzaktan bağlanmayı (remote connections) etkinleştirmek
1
2

21 Şubat 2006

"Software Engineering Code of Ethics" imiş

Software Engineering Code of Ethics and Professional Practice: burada

20 Şubat 2006

iş'te universiteli kredi kartı dönem aidatı

eğer ki kartınızdan dönem aidatı kesilirse (ocak 2006'da 20 ytl idi) bir şubeye kartınız ve öğrenci kimliğinizle giderek bu aidatı geri yatırtabilirsiniz. dönem aidatı bu kartta alınmıyor, alınmaması lazım. gerçi alınmayacak gözüktüğü halde bazı kartlarda borç olarak gözüküyor, bazılarında ise böyle bir şey gözükmüyor niyeyse(!) eğer ki bunu bilmiyorsanız boş yere ödemiş oluyorsunuz.

bilmek ve uyanık olmak lazım.

18 Şubat 2006

Lawrence of Arabia (1962)

--- spoiler ---
lawrence aslını inkar eden cillop gibi sarı saçlı mavi gözlü çılgın bir romantik piç* ingilizdir. bir gün madem deliyim aynı zamanda kişilik problemleri yaşıyorum o zaman arap olayım, arapları birleştireyim bir millet yapayım ama demokrasi ve bağımsızlık da getireyim çaktırmadan der. sonra bakar işler zor, araplar diye bir şey yok aslında, kabileler var (kabilelerin de ne olduğu tren yağma sahnesi, lawrence'ın para karşılığı herkesi toplaması ve şam yolundaki türk tugayına yapılan saldırı ile ortaya çıkar). yalnız bir sorun vardır; lawrence mazoşist, insan öldürmekten zevk alan o çok kötülediği barbar, cahil araplardan biri olup çıkmıştır. (yoksa zaten öyle değil midir? az sonra)

sonra herşey ortaya çıkar meğerse lawrence kibri doğrultusunda kendisini peygamber gibi gören sıradışı olağanüstü(!) ibnenin tekidir ama napsın kişilik problemleri yaşayan yarı-deli cillop bir ingilizden ne beklemelidir ki başka? hem zaten o naparsa yapsın eninde sonunda ingilizler herşeyi halledeceklerdir.

ayrıca bu filmde de görürüz ki türklerde bir subay vardır ibnedir(?), lawrence a sarkar ama lawrence çok delikanlı ve temiz bir çocuk olduğu için ona kafa atar. daha sonra insanlara işkence yapmaktan zevk alan türkler lawrence adlı temiz aile çocuğunu döverler. (burada anlıyoruz ki türk kimliğinde bir kişi birilerini zikmiş ve bu bu müthiş üstün insan olan -artık kimse- uygar kişilere ağır gelmiş ve binbir türlü filmde bunu kullanmak zorunda kalmışlardır. neyse sonuçta filmdeki ülkelere bakış nesnel tutulmaya çalışılmış bu bile bir başarı. -araplar,ingilizler-) daha sonra lawrence kişisi delirir sikerim arabistanı da bağımsızlığı da diyerek kaçmak ister ama sonra süper albay onu ikna eder böylece çok para ile kendisine topladığı ordu ile şam'ı alan lawrence arapların arasındaki anlaşmazlık sonucu tek başına sik gibi ortada kalır yine ingilizlerin ve arap prensinin istediği olur, dünya normale döner. en sonunda evine dönen lawrence da kendini çölde sanıp motorsiklet ile hız yaparken beynini asfalta yapıştırır.

tanımadan etmeden ne haltlar yediğini bilmeyen insanlar da tanımıyorum da ama çok süper insandı derler. halbuki yoktur öyle birşey.
--- spoiler ---

güzel cümleler ve anlatılan tarihteki bir kaç olaya dikkat çeken bir filmdir ayrıca

17 Şubat 2006

msn messenger & winamp

msn messenger'da winamp'ta dinlenilen şarkıyı gösteren plugin, buyrunuz: toaster

13 Şubat 2006

boys and girls (2000)

--- spoiler ---

2000 yapımı sonu başından belli olsa da yine de esas eleman ile esas kızın dudak dudağa münasebet kurmasına kadar gayet eğlenceli giden sonra son derece klişe ve dandik biten bol bol san francisco ve golden gate bridge manzaralı film. hiç bir şey beklemeden izlendiğinde bir yere kadar gayet eğlenceli.

--- spoiler ---

10 Şubat 2006

9 Şubat 2006

.NET Web Service

güzel bir makale: burda

8 Şubat 2006

alexis zorbas (1964)

--- `spoiler` ---

filmde gösterilen halka büyük bir nefret duymamak elde değil. yaşananları görünce insanın faşizan damarı kabarıyor, hayır o kadına saldırı sahnesinde gerizekalı topoş ingilizin hiç bir zike yaramayıp olanları izlemesi ve zorbanın da kadını ellerinden kurtaramaması, sonra hiç bir şey yokmuş gibi herkesin dağılması... valla o kadar sinirlendim, o kadar öfke doldum ki ekrana ben girip dalacaktım herkese ama giremedim...

ayrıca madame ın ölümünde de yağmaya gelen şerefsiz adi lanet ibne götveren piç haşarat kılıklı halk topluca yok edilmeyi hak ediyordu.

film aklımda bu iki şerefsizlik abidesi olayla kaldı, keşke izlemeseydim.

--- `spoiler` ---

2 Şubat 2006

shoot your leg with programming languages

TASK: Shoot yourself in the foot.

C: You shoot yourself in the foot.

C++: You accidentally create a dozen instances of yourself and shoot them all in the foot. Providing emergency medical assistance is impossible since you can't tell which are bitwise copies and which are just pointing at others and saying,"That's me, over there."

FORTRAN: You shoot yourself in each toe until you run out of toes, then you read in the next foot and repeat. If you run out of bullets, you continue with the attempts to shoot yourself anyway because you have no exception-handling capability.

Pascal: The compiler won't let you shoot yourself in the foot.

Ada: After correctly packing your foot, you attempt to concurrently load the gun, pull the trigger, scream, and shoot yourself in the foot. When you try, however, you discover you can't because your foot is of the wrong type.

COBOL: Using a COLT 45 HANDGUN, AIM gun at LEG.FOOT, THEN place ARM.HAND.FINGER on HANDGUN.TRIGGER and SQUEEZE. THEN return HANDGUN to HOLSTER. CHECK whether shoelace needs to be re-tied.

LISP: You shoot yourself in the appendage which holds the gun with which you shoot yourself in the appendage which holds the gun with which you shoot yourself in the appendage which holds the gun with which you shoot

yourself in the appendage which holds the gun with which you shoot

yourself in the appendage which holds the gun with which you shoot

yourself in the appendage which holds...

FORTH: Foot in yourself shoot.

Prolog: You tell your program that you want to be shot in the foot. The program figures out how to do it, but the syntax doesn't permit it to explain it to you.

BASIC: Shoot yourself in the foot with a water pistol. On large systems, continue until entire lower body is waterlogged.

Visual Basic: You'll really only appear to have shot yourself in the foot, but you'll have had so much fun doing it that you won't care.

HyperTalk: Put the first bullet of gun into foot left of leg of you. Answer the result.

Motif: You spend days writing a UIL description of your foot, the bullet, its trajectory, and the intricate scrollwork onthe ivory handles of the gun. When you finally get around to pulling the trigger, the gun jams.

APL: You shoot yourself in the foot, then spend all day figuring out how to do it in fewer characters.

SNOBOL: If you succeed, shoot yourself in the left foot. If you fail, shoot yourself in the right foot.

Unix:% ls foot.c foot.h foot.o toe.c toe.o % rm * .o rm:.o no such file or directory % ls %

Concurrent Euclid: You shoot yourself in somebody else's foot.

370 JCL: You send your foot down to MIS and include a 400-page document explaining exactly how you want it to be shot. Three years later, your foot comes back deep-fried.

Paradox: Not only can you shoot yourself in the foot, your users can, too.

Access: You try to point the gun at your foot, but it shoots holes in all your Borland distribution diskettes instead.

Revelation: You're sure you're going to be able to shoot yourself in the foot, just as soon as you figure out what all these nifty little bullet-thingies are for.

Assembler: You try to shoot yourself in the foot, only to discover you must first invent the gun, the bullet, the trigger, and your foot.

Modula2: After realizing that you can't actually accomplish anything in this language, you shoot yourself in the head.

D: Actually you can shot yourself in the foot by a anti tank missle in minutes, but you may have to wait forever to be able to explain your method to accomplish this job to
someone.

Anon

1 Şubat 2006

bazı durumlarda iyi karar vermek

düşünme süresinin minimum tutulup hemen harekete geçmenin sonucu. "yap" ya da "yapma", düşünmek zaman kaybı olabilir bazı durumlarda.

bill gates'in türkiye'deki konuşmasında bir nokta

işletmelerdeki yazılım ihtiyacının azaldığından ve azlığından(?) olsa gerek gözünü normal ortalama kullanıcıya dikmiş kişi. daha çok teknoloji ile alakası mp3, dvd, internet olan kitlenin çokluğunu mali kaynaklara çevirmek için yatırım ve geliştirme üzerine yoğunlaştı konuşmasında. o kadar çok anlatacak şeyi var ki nefes almadan saatlerce konuşabilecek, fikirlerini anlatabilecek gibi.

süper komik bir itiraf

eebbrruu; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 27; İl: İstanbul
İşten geldim. Ceketimi çıkarıp yayıldım. Koltuk altlarımdaki kara ve son derece gereksiz varlıklar da ortaya çıktı. İki buçuk yaşındaki oğlum dehşet içinde yanıma gelip kolumu kaldırdı, "Anne böcek" dedi. "Hayır oğlum onlar böcek değil, kıl" dedim. Koşa koşa banyoya gidip beni çağırdı. Babasının traş köpüğünü gösterip, "Anne tığaş ol" deyince utancımdan ertesi gün doğru güzellik salonuna!



kaynak: itiraf.com 1 şubat