29 Temmuz 2007

3000 miles to graceland (2001)

filmden bir diyalog:

--- spoiler ---
-söyleyin bakalım bir sürtüğün ağzından çıkabilecek en akıllı şey nedir?
-einstein'ın aleti!
--- spoiler ---

bunun haricinde klişemsi bir dolu hareket/olayla dolu 2. sınıf bir suç-aksiyon filmidir.

21 Temmuz 2007

windows başlangıç-çıkış vb. seslerini kapama ayarı

windows başlangıç-çıkış vb. seslerini kapama ayarı: burda

15 Temmuz 2007

uçan savaş aletleri sitesi

combataircraft
operator kısmındaki ülkelere basınca o ülkelerin sahip olduğu tüm uçan savaş aletleri listesine ulaşabilirsiniz.

10 Temmuz 2007

maxthon 2 hakkında

maxthon'un tersine daha da web tabanlı olma yönünde adımlar atmışlar gibime geldi belli bir süre kullanınca. ilk olarak dikkatinizi setup center'a girişinizde web sayfası tarzında bir menü çıkması çekecektir. daha sonra mesela benim en çok kullandığım tab kapama tuşlarının değiştirilebilirliği yok olmuş gibi, sağ altta duruyor elleyemiyorsunuz. groups olayını favorites içine gömmüşler ayrı bir olay değil artık. ayar aktarma muhabbetine el atmışlar; hiç kullanmadım ama import maxthon 1.x settings mevzusu hoş bir ayrıntı. kişiselleştirene kadar bir soğukluk yaşanmıyor değil.

en iğrenç kısmı sağ tıklayıp close tab ın direk üstünde close all other tabs menüsü koymuşlar, yanlışlıkla basınca (ben çok bastım) aslında kapamak istediğiniz tab hariç tüm sekmeleri sormadan çat diye kapatıyor, iptal etmek için bir ayar bulamadım. bu sağ tıklama menülerini de kişiselleştirmeye izin verseler süper olur. ayar sayfaları daha bir karışık ve göze ters görünür olmuş gibime geldi.

file sniffer diye bir şey eklemişler sayfadaki herhangi bir dosyayı kaydetmeye yarıyor hoş bir olay.

en süper olayına gelirsek bir sayfa içerisinde istediğiniz kısımları bloke edebiliyorsunuz. bu tamamen keyfinize bağlı, mesela ads2.google.syn/* tarzı atraksiyonlarla ads2.google.syn/ dan hiçbirşeyin yüklenmemesini sağlayabilirsiniz. veya ads2.google.syn/*.jpg ile tüm resimleri veya ads2.google.syn/hodo.jpg ile hodo.jpg ı ebediyen görmeme imkanına erişebilirsiniz. mesela sabah gazetesinde yazarları okurken yazarların kocaman resimleri size bakıyormuş gibi geliyor, sizi rahatsız ediyor veya kotalı bağlantınızı boş yere sömürüyorsa; block page content ile o resmi seçerek söz konusu resimlerden kurtulabilirsiniz. ayrıca kullanmayı sevecekler için mouse gestures olayı var, mouse un sağ tuşunu sağa sürükleyip bırakırsam şunu yap (ileri git vb.) tarzı olaylar yapabiliyorsunuz.

şimdi çıkıp da biri bunları firefox veya operaya eklentilerle becerebiliyoruz demek isterse önceden belirtiyim, evet olabilir, bundan daha doğal ve güzel bir şey de yok ki?

little children ve the princess bride

little children (2006)
sapıklar, herşeyi olup da ben niye mutlu değilimciler, yanlış evlilik yapıp sonra bir de üstüne çocuk yapıp ama ben istediğim şeyi yapmalıyım; hayatı kaçırmamalıyım diyip hem evliliğini sürdürüp hem de her tür aksiyona girişen insanlar ve bir daha sapıklar üzerine kurulu; kendini izletme konusundan başarısız; bayıcı, sıkıcı, uzun "yeter bu kadar baygınlık" ana fikirli yapım. kusra bakma sayın yönetmen yollarımızı ayırmak zorundayız. ayrıca anlatıcı inanılmaz derecede microsoft sam'e benziyordu dedim acaba tüm parayı oyunculara verirken anlatıcıya para kalmadı da ucuza getirelim diye microsoft sam'a mi okuttular yazıları.

-içimizden geliyorsa geliyordur tutkulara karşı çıkamayız
-ulan hayvandan ne farkın kaldı o zaman dürrük
-kem küm duygu kimse beni anlamadı bik bik
-bahane değil çözüm üret güzel kardeşim

bir de bizim kültürümüz tarafından baktığımızda olay kopuyor bambaşka bir hal alıyor, normal bir türk'e çok fazla birşeyler ifade edeceğini düşünmüyorum bu filmdeki muhabbetlerin. sonunu da getirmek bambaşka bir başarı olur belirtmek lazım.

***

the princess bride (1987)
aslında böyle bir masalımsı, prensesli, esas elemanlı filmi yapıp da berbat etmeden yeri geldiğinde kendisi ile dalga geçerek yazıp kotarmak zor mevzu olmalı. her ne kadar yine esas kitle bayanlar gibi görünse de bir erkeğe de kendisi durup dururkenki ince espriler ve bazı yerlerindeki durağanlık hariç sürekliliği ile izletmeyi başarıyor. her ne kadar "gerçek aşk", "böhü beni kurtarcak erkeğim" bayıklığı insanı "eh ulan" moduna soksa da çok da aşırı değil. ilginç bir masallı prensesli esas elemanlı, sürükleyici ve yer yer iyi esprilerle donatılmış hoş bir yapım olmuş.

"life is pain, princess. anyone who tells you otherwise is selling something." ve "life isn't fair" muhabbetinin üzerinde durması da hikayenin az biraz ayakları yere basan biri tarafından yazıldığını belli ediyor.

--- spoiler ---
film milm ama insan prensesin "beni kurtarcak erkeğim" muhabbetine insan kıl olmuyor da değil. nedir bu hazırcılık, vurdumduymazlık, herşeyi "beyaz atlı prens"ten beklemek? insanda azcık karakter, azim olur be. sonra erkekler bizi eziyor bilmemne. saygı verilmez kazanılır hacı diyor sözlerime son veriyorum. en taro adun
--- spoiler ---