31 Ekim 2011

Sidikli Kasabası Müzikali

Oyun linki

"Ünlü Broadway müzikali, Devlet Tiyatroları sahnelerinde! Dünyanın ısındığı, suların azalmasıyla birlikte tuvalete girmenin sınırlanarak özel bir şirketin denetimine verildiği bir yerde geçer oyunumuz. Tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası'na gönderildiği, bir gidenin bir daha geri gelmediği, kimsenin birbirinin gözünün yaşına bakmadığı, tüm genel tuvaletlerin özelleştirildiği bu yere düşen bir aşk ateşi aynı zamanda süre giden sisteme karşı çıkışın da kıvılcımı olur."

Geçen Cumartesi akşamı "Sidikli Kasabası Müzikali"ne gittim. Broadway diyince insan acaba nasıl bir oyun diye meraklanıyor. Uyarlama oyunların pek başarılı olduğunu görmediğimden aslında beklentim düşüktü. Oyunculuklar ve performanslar başarılıydı. Süresi epey uzun, bazı sahneler çok başarılı (ağır çekim ve düşme sahneleri); genel olarak eğlenceli anları olmasına rağmen eh işte bir oyundu. Belki de yazarın kendine has ukalalığı itici gelmiş olabilir.

Not: Arkamda oyun boyunca tespih çeken dayıya da birşey diyemiyorum. Bu oyunda ne kadar metafor olursa olsun, sistem eleştirisi yapılırsa yapılsın, elimizdeki malzeme ile dünyanın çok da şansı olmadığını görebiliyoruz. Yine de umutlu olmak lazım.

Orijinal oyun hakkında bilgi için: burda

Captain America: The First Avenger (2011)

Sıkmadan kendini izletiyor. Kendi içinde ciddi olmaya gayret etmiş, çabaları ve görselleri başarılı, Hugo Weaving yine kötü adam rolünü iyi oynamış. Genel olarak bazı geyik yerler ve diyaloglar hariç izlenebilir olmuş. The Avengers öncesi giriş filmleri furyasından biri ve süper kahraman filmi olduğunu göz önüne alarak beklentinizi belirleyiniz. Ek bilgi yönetmeni Jumanji filminin yönetmeni.

6.5 / 10

Green Lantern (2011)

The Avengers öncesi giriş filmleri furyasından biri olduğunu biliyoruz, süper kahraman filmi olduğunu da kabul ediyoruz. Bu nedenle beklentimiz zaten aşağılarda, buna rağmen son derece dandik hikaye akışı ve kütük oyunculuklarla bu vasat yapımı da kabul etmemiz beklenmemeliydi. Oyuncu seçimleri bir iki karakter hariç genelde yerinde olmamış.

5 / 10

30 Ekim 2011

"How Not to Live Your Life (2007)" S01E01

Absürt ingiliz mizahının itici bir adam ile birleştirilmesi ile çerezlik bir yapıma imza atmışlar. İlk bölümde eğlendim, herkese göre değildir muhtemelen ve +18 konuşmalar görüntüler içeriyor.

7 / 10

26 Ekim 2011

The Change-Up (2011)

Konu zaten çok bilindik olduğu için 1-0 geride başlıyor, The Hangover'ın yazarından olması durumu 1-1 yapıyor. Zaten tahmin edebileceğiniz aile çiçek böcek geyikleri ile 2-1 yenilmeye başlıyor. İçindeki kendine has kopartan diyalog ve olaylarla durum 2-2 oluyor ve film bitiyor. Zaten tahmin edeceğiniz kısımlara takılmazsanız eğlendiriyor. Ek olarak +13 olarak gösterimde olsa da kesinlikle +18 bir yapım, küfür ve cinsellik kullanımı yoğun.

6.5 / 10

19 Ekim 2011

"The Wire (2002)" Sezon 3

Açıkçası ilk üç sezon içerisinde en çok kendini izleten ve en sürükleyici sezon buydu. Hikayeyi bu noktada da bitirebilirlermiş kimse de birşey diyemezdi muhtemelen. Gerçeklik duygusu yine o kadar başarılı hissettirilmiş ki son iki bölüm de bunu kanıtlar nitelikte olaylara sahne oldu.

8 / 10

To Catch a Thief (1955)

Hitchcock'un Fransa arka planlı, suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan eski bir mücevher hırsızının hikayesini anlattığı; bazı imgeleri fark ettiğinizde "helal olsun ne kadar güzel yapmışlar" dediğiniz, genel olarak çok da başarılı olmayan; atmosferi hoş bir yapım.

6 / 10

17 Ekim 2011

Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır - Ahmet Şerif İzgören

Ahmet Şerif İzgören'i internette bir üniversitede verdiği semineri izleyerek tanımıştım. Sohbet eder gibi yazdığı bu kitapta hayat üzerine bazı noktalara dikkat çekmek istemiş. Çok kısa sürede okuyup bitirmeniz olası. Bilgili ve hayat görüşü güçlü biri ile hoş bir muhabbet etmişsiniz gibi bir tad bırakıyor.