simcity 3000:
şehir bilgi grafikleri ve harita ekranları harika olan oyun. trafik nerelerde yoğun, nerde çok hırsızlık uğursuzluk oluyor görebiliyorsunuz. ek gelir getirecek fasiliteler (toxic waste fabrikası vb.) koyunca işleri yoluna koyup hayvan gibi büyük şehirler kurabilirsiniz. metro, tren, su altı tüneli, viyadük gibi bir çok enstantane ile gelişen şehrinizin isteklerini karşılamaya kasabilirsiniz. en önemli özellik herkesi mutlu etmenin imkansızlığı aynı gerçek hayattaki gibi. mesela yaşlılar servis isteriz diyorlar, sittir git taksiye bin dediğinizde ise "bir gün sen de yaşlancan görcem o zaman ben seni" diye laf sokuyorlar. komşu şehirlerle bağlantı kurarak çöp anlaşmaları felan yapabilerek para kazanabiliyorsunuz. hatta havaalanını yüksek bir yere kurmazsanız uçaklar kulelere çarparabiliyor. ayrıca disaster ları kapatarak abuk subuk yangınlar ile de uğraşmazsınız. yine de bazen denizin yükselerek kıyıları su basması da ayrı bir gerçeklik katmış. gayet süper bir oyundur sonuç olarak kendileri.
simcity 4:
rush hour ekini de kurunca şehir içinde oynayabileceğiniz ufak tefek görevler var. oyun böylece monotonluktan kurtarılmak istenmiş: mesela araba, helikopter, uçak felan kullanabiliyorsunuz şehrinizde. görevleri başarıp başaramamanıza göre mayor rating'iniz ve paranız değişime uğruyor mesela dr. bilmemnenin mekanını uçurmaya giderken evleri havaya uçurursanız mayor ratinginiz acayip düşüyor. veya becerebilirseniz para felan hediye ediliyor, şehirdeki insanlar size bayılıyor, oh mayor yeah şeklinde insanlarla karşılaşabiliyorsunuz. özellikle arabalı görevlerde yaptığınız yolların ne kadar önemli olduğunu görebiliyorsunuz. benim gibi trafik, sağlık, eğitim, güvenlik manyağı iseniz görevlerde de rahat edebilirsiniz. eğer ufacık sokaklarda trafiğe takılırsanız şehrin yarısını yıkıp otoyol yapmak isteyebilirsiniz.
finans danışmanınız çok panik bir herif 1000doların altına düşünce ağlıyor bağırıp çağırıyor, kırmızı alarm veriyor, şehri satalım kaçalım tarzı beyanatlarda bulunuyor. hatta bir keresinde herkes gitti ben de gidecektim ama odam çok dağınıktı toplamaya üşendim gibisinden birşey dedi.
ekonomiyi dengelemek için local funding leri yeterli seviyeye çekmek ve şehre envai çeşit para getirecek şey eklemek gerekli. misal military base, toxic bilmemne felan. military base almak mantıklı çünkü savaş helikopteri kullanmak böylece mümkün oluyor.
2 Ekim 2006
29 Eylül 2006
fm 2006 üzerine düşünceler
tırnaklarımla kazıyarak geldiğim yerde herkesin beklentilerinin çılgınca üstüne çıkmışken; her bir alanı mükemmel bir takım kurmuşken; bekleneni yapmış takımımın sırtını sıvazlamadığım için bir sonraki maçta özellikle hiçbir çaba göstermeden yenildikleri, hepsini freelememek için insanı kendini zor tuttuğu oyun. bu kadar kasıp da bu kadar güzel bir takım kurmuş olmasaydım basmıştım istifayı. nedir yani, siz kimsiniz lan kıçı boklular?! yönetim, taraftarlar delighted; "in full support" iken ne diyeyim ben size hain köpekler.
"you're net giving enough credit to team" miş, vercem ben size babafingoyu. bilmem kaç maçlık yenilmezlik ünvanını salak bir düşme durumuna yakın takıma verdiler.
-----------------------
bu oyunun en sevmediğim tarafı, biz bir oyuncu almak istediğimizde on milyonlarca doları karşı takımın önüne dökerek "eh işte" tarzı bir karşılık aldıktan sonra binbir kapris yapan dallama oyuncu ile de anlaştıktan sonra neredeyse tüm transfer paramızı bitirdikten sonra; bizim iyi bir oyuncumuzu ezeli rakiplerimizin dalga geçercesine normal değerleri veya daha az meblağlarla almaya çalışması.
örnek vereyim renato ve defoe çılgın iyi oynuyorlar bende; arsenal, liverpool vb. turşuluk salatalık boyutlarında beyne sahip takımlar bu oyuncuların kendi fiyatları ile teklif yapıyorlar. e be sayın salak demeye değmecek yapay zeka, ne bu şimdi?! sen henry veya riise adlı oyuncuları o fiyatlara salıyor musun? sen henry'e 100m $ isterken tamam da ben defoe'ye 70m $ isteyince niye yüzün limon yemiş gibi buruşuyor? isterim kardeşim adam benim takımımın vazgeçilmez bir parçası, hayır çok param da yok petrol kuyusu işletmiyor ki benim sahibim?
cm 00-01 ve 01-02 de bir nebze olsun çözülmüş transfer hayatı fm 2005 ve cm4 ile iğrenç hale getirilmişti. biz adam almak için astronomik rakamlar verirken bilgisayar inanılmaz bir cimrilikle yarı fiyatına adamlarımızı kapatmaya çalışıyordu, hatta bize lazım olmayanları bir türlü satamıyorduk ki gerçek hayatta kim olursa olsun illa bir talibi oluyor, bu da adam alıp satmaktan zevk alan oyuncular (tüccarlık da bir zevktir cm hayatında) için gerçekçiliğin içine edilmesi. fm 2006'da kısmen adam satmak offer to clubs ile fm 2005'e göre daha iyileşmiş olsa da hala çok eksik. ben 6m $ değer biçilmiş adamı almak için 18.25m $ veriyorsam benim 6m$ değer biçili adamımı yapay zeka almamazlık etmesin veya ben salakmışım gibi 3m $ 24 ay vadeli önermesin. keriz miyim lan ben?
"you're net giving enough credit to team" miş, vercem ben size babafingoyu. bilmem kaç maçlık yenilmezlik ünvanını salak bir düşme durumuna yakın takıma verdiler.
-----------------------
bu oyunun en sevmediğim tarafı, biz bir oyuncu almak istediğimizde on milyonlarca doları karşı takımın önüne dökerek "eh işte" tarzı bir karşılık aldıktan sonra binbir kapris yapan dallama oyuncu ile de anlaştıktan sonra neredeyse tüm transfer paramızı bitirdikten sonra; bizim iyi bir oyuncumuzu ezeli rakiplerimizin dalga geçercesine normal değerleri veya daha az meblağlarla almaya çalışması.
örnek vereyim renato ve defoe çılgın iyi oynuyorlar bende; arsenal, liverpool vb. turşuluk salatalık boyutlarında beyne sahip takımlar bu oyuncuların kendi fiyatları ile teklif yapıyorlar. e be sayın salak demeye değmecek yapay zeka, ne bu şimdi?! sen henry veya riise adlı oyuncuları o fiyatlara salıyor musun? sen henry'e 100m $ isterken tamam da ben defoe'ye 70m $ isteyince niye yüzün limon yemiş gibi buruşuyor? isterim kardeşim adam benim takımımın vazgeçilmez bir parçası, hayır çok param da yok petrol kuyusu işletmiyor ki benim sahibim?
cm 00-01 ve 01-02 de bir nebze olsun çözülmüş transfer hayatı fm 2005 ve cm4 ile iğrenç hale getirilmişti. biz adam almak için astronomik rakamlar verirken bilgisayar inanılmaz bir cimrilikle yarı fiyatına adamlarımızı kapatmaya çalışıyordu, hatta bize lazım olmayanları bir türlü satamıyorduk ki gerçek hayatta kim olursa olsun illa bir talibi oluyor, bu da adam alıp satmaktan zevk alan oyuncular (tüccarlık da bir zevktir cm hayatında) için gerçekçiliğin içine edilmesi. fm 2006'da kısmen adam satmak offer to clubs ile fm 2005'e göre daha iyileşmiş olsa da hala çok eksik. ben 6m $ değer biçilmiş adamı almak için 18.25m $ veriyorsam benim 6m$ değer biçili adamımı yapay zeka almamazlık etmesin veya ben salakmışım gibi 3m $ 24 ay vadeli önermesin. keriz miyim lan ben?
25 Eylül 2006
click ve mission impossible 3
click (2006)
hayatın geri sardırılamaz bir dvd benzetmesiyle çok süper özetlendiği; eğlenceli, son derece hoş bir yapım. mesaj vermeyi bile son derece güzel bir üslupla yapan güzel film.
mission impossible 3
kendisine aksiyon filmi diyen 3. sınıf salak saçma bir sürü filmden sonra (giriş - gelişme - sonuç ekseninde gelişen ve koskoca 3saatlik filmlerde sadece 10 dakikalık aksiyon sunarak, çok para harcadık napalım bunla idare edin diyen sözde aksiyon-macera filmlerinden sonra) ilaç gibi gelmiş bir yapım bu. hele bir köprü sahnesi var ki hastası oldum, geberdim izlerken... adrenalin lazım oldukça açıp izliyorum... adamlar süper yapmış tüm filmi.
"gelişme - daha çok gelişme - eh olsun o kadar sonuç" ekseninde ilerleyerek heyecandan, aksiyondan, maceradan ödün vermeyen süper sürükleyici, daimi atraksiyonlu müthiş film. jj abrams'ın serinin en süper filmi yaptığı, bildiğin adrenalin dolu adam gibi bir "aksiyon" filmi. helal olsun, nefessiz izlenebilir.
hayatın geri sardırılamaz bir dvd benzetmesiyle çok süper özetlendiği; eğlenceli, son derece hoş bir yapım. mesaj vermeyi bile son derece güzel bir üslupla yapan güzel film.
mission impossible 3
kendisine aksiyon filmi diyen 3. sınıf salak saçma bir sürü filmden sonra (giriş - gelişme - sonuç ekseninde gelişen ve koskoca 3saatlik filmlerde sadece 10 dakikalık aksiyon sunarak, çok para harcadık napalım bunla idare edin diyen sözde aksiyon-macera filmlerinden sonra) ilaç gibi gelmiş bir yapım bu. hele bir köprü sahnesi var ki hastası oldum, geberdim izlerken... adrenalin lazım oldukça açıp izliyorum... adamlar süper yapmış tüm filmi.
"gelişme - daha çok gelişme - eh olsun o kadar sonuç" ekseninde ilerleyerek heyecandan, aksiyondan, maceradan ödün vermeyen süper sürükleyici, daimi atraksiyonlu müthiş film. jj abrams'ın serinin en süper filmi yaptığı, bildiğin adrenalin dolu adam gibi bir "aksiyon" filmi. helal olsun, nefessiz izlenebilir.
chris rock
argo konuşan bol bol küfreden nigger kültürü ile yoğrulmuş zenci jerry seinfeld olarak özetleyebiliriz kendisini. bazı cümleleri izleyici salakmışçasına veya zaman kazanmak istercesine tekrarlaması haricinde gayet dobra bir şekilde taşak muhabbeti tarzında ciddi konularda fikir beyan eden ve bazen çok güzel noktalara değinen komedyendir kendisi. şovları adult rating'le yayınlanır. never scared'te laf sokmadığı müessese, küfretmediği şey kalmamıştır. ufak tefek pürüzleri olsa da kadın-erkek ilişkileri ve evlilik konusundaki yorumları dehşetengizdir.
ayrıca kendisinin ırkçılığa sadece kendisine dokunduğunda karşı olması büyük bir muammadır. yani kendi anlattığı tarzda belirtirsek:
(never scared'ten alıntıdır)
"there was a lot of accepted racism
when the war started.
"i'm american. fuck all these foreigners."
and that was cool.
then it was, "i'm american. fuck the french."
that was cool.
"i'm american. fuck all these arabs."
and that was cool. then they went to,
"i'm american. fuck all these illegal aliens."
then i started listening.
cos i know niggers and jews is next."
yani bana dokunmayan ırkçılık sorun değil diyor. eh kimse kusursuz değildir sonuç olarak. artıları var eksileri var, çok komik olan muhabbetlerine odaklanın olsun bitsin.
ayrıca kendisinin ırkçılığa sadece kendisine dokunduğunda karşı olması büyük bir muammadır. yani kendi anlattığı tarzda belirtirsek:
(never scared'ten alıntıdır)
"there was a lot of accepted racism
when the war started.
"i'm american. fuck all these foreigners."
and that was cool.
then it was, "i'm american. fuck the french."
that was cool.
"i'm american. fuck all these arabs."
and that was cool. then they went to,
"i'm american. fuck all these illegal aliens."
then i started listening.
cos i know niggers and jews is next."
yani bana dokunmayan ırkçılık sorun değil diyor. eh kimse kusursuz değildir sonuç olarak. artıları var eksileri var, çok komik olan muhabbetlerine odaklanın olsun bitsin.
31 Ağustos 2006
15 Ağustos 2006
14 Ağustos 2006
4 Ağustos 2006
star wars: empire at war
hayvan gibi karmaşık bu oyun, oyun mu oynuyorsunuz yoksa gerçekten imperial mı yönetiyorsunuz anlamak pek mümkün değil. tamam, çok ayrıntılı süper bir oyun yapmak istemişsiniz ama gerçekçilik namına oynanabilirliği yok edince bana kalırsa olmamış.
normal bir insan bir oyunu zevk almak için oynar, sanırsam hedef kitle star wars manyakları -ki azımsanabilecek bir zümre değiller- olmuş.
age of empires tarzı star wars rts si olsaydı bence çok daha fazla tutar, oynanırdı ama bu sefer de star wars manyaklarını tatmin etmez, "yerlere düşürdünüz, kapitalizme(?) yem ettiniz yıldız savaşlarımızı, allah belanızı versin, ühü" denirdi.
normal bir insan bir oyunu zevk almak için oynar, sanırsam hedef kitle star wars manyakları -ki azımsanabilecek bir zümre değiller- olmuş.
age of empires tarzı star wars rts si olsaydı bence çok daha fazla tutar, oynanırdı ama bu sefer de star wars manyaklarını tatmin etmez, "yerlere düşürdünüz, kapitalizme(?) yem ettiniz yıldız savaşlarımızı, allah belanızı versin, ühü" denirdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)